Kedinin kürkü
fare kovalar sanki-
Yaz yağmurunda
Hava aşırı sıcak ve rutubetli. İçtiğim sular anında buhar olup
uçar bedenimden böyle havalarda. Bulutların bu denli yoğun
olmalarına şaşmamalı, işte biz de besliyoruz onları. Aldığını
ille de geri verir gökyüzü. Ah bir yağmur yağsa! Bir başka
kokar yaz yağmuru…
Yazın bestesi
böceğin testeresinde-
Bitmeyen şarkı
Biraz soluklanmam gerek. Çok bunaltır beni, bir canavarın
ağzından yalaza üfler gibi yüzüme üfleyen bu cehennem sıcakları.
Denizden esen rüzgâr bile sıcaktır, deniz hamamından eser sanki.
Büyükannemin zamanında Moda plajını kadınlar hamamına
çeviren insanları anımsatır bana bu bunaltıcı rüzgâr.
Çocukluğumdan beri hamama gitmem, daha doğrusu kubbenin
yuvarlak camlarından birinde, bir görünüp sonra kaybolan bir
erkek kafası fark ettiğimden beri. Gene hayal kurduğumu sanıp
azarlarlar diye ben bu gözetlenme anını belki de utancımdan
kimseye söyleyemem. Çeke çeke tarar annem saçlarımı kurna
başında, beni iki bacağının arasına kıstırıp. Yolunan mısır
püsküllerini yumak yapıp kedimi oynatmak isterim. Annem
bırakmaz, ben de onun yün yumağını taraz taraz ettiririm kedime.
Olsun varsın, kazak örmesin bana annem; canım kedim beni
daha çok ısıtır.
Sıcaklarda kediler de halsizdir. Gözlerini zor açarlar, zor nefes
alırlar. Babamın traş makinesiyle tüylerini kazırım kedimin,
hayalimde. Tam yapacağım sırada kedim kaçıp gider sandalların
arasına…
Kum dolu sahil-
İşçinin aklındaki
yalnızca para
Duruma göre sıcaktan kaçmak için en iyi yol, şimdi market adını alan süper bakkallara buzdolabına girer gibi girmektir. Yalnızca ben değil, sıcakta alışverişe çıkan pek çok kimse böyle yapar. Bir küçük şişe su alıp express kasadan hızlı tren gibi geçeriz biz bedavacılar…
Süper marketin daha da soğuk olan sebze-meyve bölümünde gördüğüm aşırı şişman ve bir Japon yelpazesiyle durmadan yellenen dazlak kadınla aynı kuyruğa gireriz express kasada. Bu sıra dışı kadını belli etmeden incelerim sırada beklerken. Onun sepetinde beş tane tüysüz şeftali; yedi tane armut; beş tane yemyeşil ithal elma ve bir tane de kayısı çekirdeği vardır; benimkindeyse yarısı içilmiş bir şişe su ve babamın ısmarladığı ekonomik paket pratik traş bıçağı…
Hiç istemesem de sıcak havaya yeniden çıkarım bir süre sonra.
Buhar çarpar yüzüme çocukluğumun Çinili hamamının
külhanından. Sıcaktan fenalık gelir bana, annem hemen: “Çabuk,
bir şişe soğuk Çamlıca gazozu getiriniz!” diye seslenir hamamcı kadına.
Gazoz kalmamıştır. Hamamın erkekler bölümünü çalıştıran kocasına seslenir kadın, ana kapının yanındaki küçük pencereden. Bir kasa gazoz bırakırlar kadınlar bölümüne. Ben, yanaklarım al al, aldığım ilk yudumla kendime gelirim.
Dışarı çıkmamla, süper marketin ferahlatıcı havasıyla serinlemiş
olan bedenimde yeniden yoğunlaşır çöl sıcağının buharı damla
damla. Tüyleri perçem perçem dökülmüş bir sokak kedisi ürkek
ürkek geçer ayaklarımın dibinden…
Yaz meltemleri-
Karalardan denize
kırlangıçlarla
Ayten Suvak
ASlolan ASktır
29 Eylül 2008 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder