13 Ekim 2008 Pazartesi

Hanımelleri

Tarihî simitçi fırınına giden Arnavut taşı döşeli yol daracık.
Yürürken ayaklarıma batıyor taşlar. Bir iki kere sendeliyorum.
Önüme baka baka, adımlarımı saya saya yürüyorum. Simitçi
fırını bizim evden yaklaşık elli adım.


Karşıdan gelen kamyonete yol vermeliyim. Fırının yanındaki
evin kapı boşluğuna sığınıyorum. O eve ait olduğunu sandığım
bir paçalı tavuk kamyonetten zor kurtarıyor kendini. Canhıraş
bir çığlık atarak kaçıyor. Simidimden bir yudum koparıp atıyorum
tavuğa. Yaşlı bir hanım müşteri tabladaki bütün simitleri elliyor.




Sokağı gölgeleyen dut ağacından dökülen meyveler Arnavut
taşlarının üstüne serpilmiş. Çürük gibi mor lekeler var her yerde.
Bahçe kapısına çardak olmuş hanım elleri. Kahverengi, düşük
kulaklı bir köpek kaşınıyor gölgeli kahvehanenin önünde.
Tahta sandalyeler boş.


İki muşmula-
Yaşı ilerlemiş çift
yer birer tane


Ayten Suvak

ASlolan ASktır

Hiç yorum yok: